Mehmet Selim MARDİN

Mehmet Selim MARDİN

Bediüzzaman Said Nursi ve CHP Müfettişi

1946 senesi Türkiye’de çok partili hayata geçişin en önemli dönemidir. 7 Ocak 1946’da resmen kurulan Demokrat Parti kısa sürede bütün yurtta teşkilatlanmasını tamamlamıştı. Bediüzzaman Said Nursi tam da bu dönemde mecburi ikamete tabi tutulduğu Afyon ilinin Emirdağ kazasında büyük baskı ve tarassutlar altında iman ve Kur’an hizmetini yapmaya çalışıyordu. Türkiye’de yaşanan siyasi hareketlilikten Emirdağ da nasibini almıştı. Demokrat Parti burada da 11 Nisan 1946 tarihi itibariyle teşkilatını kurmuştu. Demokrat Parti mahalli seçimlere katılmaz. Ancak 21 Ekim 1946 tarihinde yapılan Milletvekili genel seçimlerine katılır ve ikinci parti olur.

Bediüzzaman bu dönemde yaşanan siyasi hareketlere karşı mesafeli davranır. Herhangi bir partinin safında yer almaz. Bunun nedenini de yayınladığı mektupta şöyle ifade eder:

“Bu sırada dâhilde o kadar dâhilî haricî heyecanlı parti cereyanları varken ve bundan tam istifade etmek, yani mahdud birkaç arkadaşına bedel, çok diplomatları kendisine taraftar kazanmak için zemin hazır iken, sırf siyasete karışmamak ve ihlasına zarar vermemek ve hükûmetin nazarını kendine celbetmemek ve dünya ile meşgul olmamak için bütün arkadaşlarına yazıp ki “Sakın cereyanlara kapılmayınız, siyasete girmeyiniz, asayişe dokunmayınız!” dediği ve bu iki cereyan bu çekinmesinden ona zarar verdikleri; eskisi evhamından, yenisi “Bize yardım etmiyor.” diye ona çok sıkıntı verdikleri halde, ehl-i dünyanın dünyalarına hiç karışmayıp kendi âhireti ile meşgul olan…” (1)

Açıkçası Bediüzzaman henüz iktidarla tanışmamış olan Demokrat Parti’nin de icraatlarını görmeden siyasetle mesafesini -çektiği bütün sıkıntılara rağmen- koruyabilmiştir.

Seçimler bittikten sonra sıra il ve ilçe kongrelerine gelmişti. 1946 Aralık ayında CHP Afyon ve ilçelerinde kongrelerini yapmaya başlamıştı. Bu arada Bolvadin ve Emirdağ ilçelerinin de kongreleri yapıldı. Kongreler sonrası Bediüzzaman’ın ziyaretçileri vardı. Bu ziyaretçilerin başında CHP Afyon ve Eskişehir Parti müfettişi Yozgat Milletvekili Mustafa Celal Arat ve askerî erkanlar bulunuyordu. Bu ziyaret ile ilgili ayrıntılı bilgi Nur talebeleri tarafından kaleme alınan mektupta şu ifadelerle yer alır:

“Bu yakınlarda Üstadımızın yanına ehemmiyetli iki miralay (ikisi de jandarma kumandanlarından), bir de ehemmiyetli bir meb'us (partinin müfettişlerinden) Üstadın yanına geldiler. Uzun bir sohbetten sonra, üçü de kemâl-i teslimiyetle, Üstada dostluğa karar verdiler. Ve birisi, şimdiden Risale-i Nur talebesi olmuş. O meb'us (müfettiş-i umumî), Eski Said'in dostu imiş. Gittikten sonra haber aldık ki, bu zatın vasıtasıyla eski dahiliye vekili ve şimdi partinin kâtib-i umumisi olan Hilmi Bey, bilhassa hususî olarak Üstadın ziyaretine gelecek ve dostane bir surette görüşecek. Onun için, Üstad da size gönderdiğimiz bu sureti aynen onun eline vermek, o mevzuda konuşmak için kaleme alınmış. Daha o gelmeden berâ-yı malûmat size göndermeye Üstad bize izin verdi.

“Hem Re'fet Beyin mübarek mahdumu Hüsnü'nün küçük risalesinin âhirine duasını yazdı, onu da leffen gönderiyoruz. Cenâb-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki hem Nurcu hem ciddî dost hem mütedeyyin bir kaymakam, şimdi buraya kaymakam olmuş. Eskide size gönderilen "Dahiliye Vekili ile Bir Hasbihal" namındaki parçayı dahi gönderiyoruz. Onu da Üstad ona okuyacak.” (2)

Bediüzzaman Said Nursi’nin CHP parti müfettişinin geçmişe dayanan tanışıklığının oluştuğu zamanı hakkında henüz bir bilgiye ulaşılamamış ise de önemli olan Bediüzzaman’ın bu zata verdiği değerdir. CHP Genel Sekreteri olan Hilmi Uran’a kendisine yapılan haksızlıkları dile getirmesi için ona tavsiyelerde bulunması açısından kayda değerdir. Ayrıca Bediüzzaman bir başka mektubunda da hakkında yapılan kanunsuz muamelenin ortadan kaldırılması için Nur talebelerine görüşecekleri kişiler arasında Hilmi Uran ve Yozgat Milletvekili eski dostu Mustafa Celal Arat’a işaret eder. Söz konusu mektup şöyledir:

“Aziz, sıddık kardeşlerim,

Merak etmeyiniz, inayet-i Rabbaniye devamdadır. Bu yeni taarruzları inşaallah akîm kalacak, hem Nurun fütuhatına yardım edecek. Şimdilik telâşsız, kanun dairesinde hakkımızdaki kanunsuz muameleyi defetmek için, bir kardeşimiz Ankara'ya gitsin. Eski partinin müfettişi Hilmi Uran ve Afyon vilâyetinin müfettişi, mebus Celâl'i ve Diyanet Riyasetinde Ahmed Hamdi ve ehl-i vukuftaki Yusuf Ziya gibi zatları görsün, bize edilen kanunsuz ve keyfî muameleyi değiştirmeye çalışsın.” (3)

Bediüzzaman her ne kadar CHP’nin türlü türlü zulüm ve işkencelerine maruz kalmışsa da parti içinde bulunan eski dostlarına sırtını dönmemiştir. Şahsi dostluklara çok önem vermiştir.

Mustafa Celal Arat

celalarat.pngBediüzzaman Said Nursi’nin eski dostu olan Mustafa Celal Arat, 1885'te İstanbul'da doğdu. Şükrü bey ve Sakibe hanımın oğludur. Sabiha (1901) hanımla evli olup, Ali Alp'in (1924) babasıdır. 27 Mayıs 1905'te Harbiye Mektebini mülâzım olarak bitirerek, Trablusgarp Fırkasına gönderildi. 7 Eylül 1905’te nizamiye 51 inci Alay Sancaktarlığı'na atandı. 25 Temmuz 1907'de yüzbaşı oldu. Yemen Heyeti Teftişiye Reisi Ferik Sabit Paşa desteğiyle Yedinci Orduya atanarak, 1 Temmuz 1908'de Trablusgarp 15 inci Nişancı Taburu, 16 Ağustos 1910'da İkinci Ordu 15. Alayı, 8 Ağustos 1911'de Birinci Alay Mitralyöz Bölüğü Kumandanlığı'na getirildi. Beşinci rütbeden Mecidiye Nişanı ile ödüllendirildi. İtalya ve Balkan savaşlarına katıldı.

16 Mart 1916'da kıdemli yüzbaşı olarak Birinci Dünya Savaşı'nda yer aldı. Arıburnu'nda yaralandı. 14 Eylül 1916’da binbaşılığa yükseldi. 21 Nisan 1917'de İzmir İnşaat İstihkâmiye Komisyonu'nda görev aldı. 22 Şubat 1919'da İzmir Sevkiyat Komisyonu başkanlığına atandı. 24 Mart 1920'de 143. Alay İkinci Tabur Kumandanlığına, 19 Haziran 1922'de Erkânı Harbiyei Umumiye ikinci Şubeye atandı. 1 Eylül 1923'te kaymakamlığa yükseldi. 12 Ocak 1924'te Bursa İmar ve İskân Mıntıka Müdürlüğüne atandı. 1 Ocak 1925'te İskân Müdüriyeti Umumiyesi Trabzon Müfettişliğine, 23 Mart 1925'te Rodos Birinci Sınıf Konsolosluğu'na, 16 Ekim 1927'de Leninakan İkinci Sınıf Konsolosluğu'na, 23 Haziran 1928'de Şam İkinci Sınıf Konsolosluğu’na atandı. 31 Mayıs 1930'da Hariciye Vekâleti Konsolosluk İşleri Şubesi'nde görevlendirildi. 12 Kasım1930'da İkinci Sınıf Kıbrıs Konsolosluğu'na, 30 Temmuz 1931'de Hariciye Vekâleti İstihbarat İkinci Sınıf Müdürlüğü'ne, 24 Ekim 1932'de Hicaz, Necid ve Mülhakatı Maslahatgüzarlığına atandı. V. Dönemde ara seçimlerde Yozgat'tan milletvekili seçildi. 15 Kasım 1936'da seçim tutanağını alarak 18 Kasım 1936'da Meclis'e katıldı. 27 Kasım 1936'da tutanağı onaylandı. Millî Müdafaa Encümeni üyeliğine seçildi. Orman Kanunu ve Memurin Muvakkat encümenlerinde de görev yaptı. Fransızca, Almanca, İtalyanca ve Arapça bilen Celâl Arat, VI., VII. ve VIII. dönemlerde de Yozgat’tan milletvekili seçildi. 24 Şubat 1968'de öldü. (4)

Hicaz’daki maslahatgüzarlığı döneminde (16.12.1932 – 30.09.1936) Irak, Suriye, Hicaz ve Doğu Ürdün hükümetleri arasında gümrük birliği tesis edilmesi; Hicaz’dan bazı talebelerin yüksek mühendislik ve tıp tahsili için Türkiye’ye gönderilmesi; ayrıca Türkiye harp ve tayyare okullarında okumak üzere 10 Suudi öğrencinin kabulüne dair anlaşma; Hicaz ile Mısır arasında bir dostluk anlaşması tesis edilmesi; Mayıs 1936’da Irak ile Suudi Arabistan arasında dostluk anlaşması imza edilmesi konusunda diplomatik başarılara atmıştır.

KAYNAKLAR
1-Emirdağ Lahikası I – 280
2-Emirdağ Lahikası I – 165
3-Emirdağ Lahikası I – 174
4-Ahmet Akter 2018, Bolvadin Araştırmaları-1

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.